Ana Sayfa
Haberler
İlanlar
Rehberlik
Meslek Seçimi Testi
İletişim

Sayfada Ara:  
Ders ara:  
 Üyelik Girişi
E-Mail adresi :
Şifre :






Öğrenme

Öğrenme şekilleri kavramı ilk defa 1960 yılında Rita Dunn tarafından ortaya atıldı .
""Öğrenme şekilleri her bir öğrencinin yeni ve zor bilgiyi öğrenmeye hazırlanırken, öğrenirken ve hatırlarken farklı ve kendilerine özgü yollar kullanmasıdır"". Öğrenme şekillerimiz; doğuştan var olan ve başarıyı etkileyen karakteristik özelliğimizdir.
Öğrenme şeklimiz, yaşam boyu değişmez ama yaşamımızı değiştirir. Öğrenme şeklimiz yürürken, yatarken, otururken, konuşurken, oynarken, yazarken kısaca yaşamımızın her anında ve her boyutunda bizi etkiler. Biz eylemlerimizi bu özelliğimize göre yaparız. Öğrenme şekilleri ile zeka arasında bir bağlantı yoktur. Öğrenme şekillerini görsel, işitsel ve kinestetik diyebileceğimiz üç ana özellikte toplayabiliriz. Her insanın bu şekillerinden yalnız birine sahip olması gerekmez. Çoğunlukla biri ağırlıklıdır ama ikisine ya da üçüne de sahip olabiliriz. Bireyin kendisi için etkili ve verimli ders çalışma sistemini oluşturabilmesi için, öğrenme şeklini ve baskın olan öğrenme şekli dışındaki öğrenme şekillerinden hangisine yakınsa, bu öğrenme şeklinin özelliklerini de bilmesi gerekir. Görsel Öğrenenlerin Özellikleri
• Özel yaşamlarında genellikle düzenli ve titizdir. Çantaları, dolapları her zaman düzenlidir. Karışıklık ve dağınıklıktan rahatsız olurlar. Örneğin: Dağınık bir masada çalışamazlar, önce masayı kendilerine göre düzenlerler, daha sonra çalışmaya başlarlar.
• Küçük yaşta hiç kimse onlara öğretmeden eşyalarına yer belirlerler, düzenli şekilde eşyalarını o yerlere koyarlar. Kalem, silgi, kalemtıraş gibi araçlar için sıra veya masada kendilerine göre yerler belirlerler ve bu araç gereçleri hep bu yerlerde tutarlar.
• Etraflarındaki gürültülerden işitseller kadar rahatsız olmazlar.
• Olayları görüntü ile birlikte algılarlar.
• Oyunları hareketli olmakla beraber hiçbir zaman kinestiklerdekiler gibi hareketler görülmez.
• Eşyalarını çok iyi korurlar ve görüntülerine önem verirler.
• Yap bozları ve diğer görsel oyunları severler.
• Resim yapmaya isteklidirler. Renkleri küçük yaşta ayırt edebilirler.
• Yazmayı sevmeseler bile defterlerini düzenli ve itinalı kullanırlar. Bu özelliklerinden dolayı, evde büyükleri, okulda da öğretmenleri tarafından takdir edilirler, örnek gösterilirler.
• Düz anlatım – okullarda öğretmenin ya da bir öğrencinin dersi anlatması – öğretim tarzında yeterince yararlanamazlar. Tam anlamaları, kolay öğrenmeleri ve hatırlamaları için dersin mutlak görsel malzemeler (harita, poster, şema, grafik gibi) ile desteklenmesi gerekir.
• Öğrendikleri konuları gözlerinin önüne getirerek hatırlamaya çalışırlar.
• Gördüklerini hatırlarlar. Genellikle gördükleri şeyleri görüntü olarak belleğe kaydeder ve görüntü olarak hatırlarlar. Örneğin: Yazarken kelimelerin yazılışı gözlerinin önüne gelir.
• Anlatılan masalları mükemmel bir şekilde görüntü olarak hayallerinde canlandırabilirler.
• Programlı ve organize olurlar. Yapacakları işleri planlamayı severler. Plansızlık onlar için huzursuzluk demektir. Öğrenecekleri şeylerin de belli bir düzen ve program içersinde karşılarına çıkmasını isterler. Karmakarışık bir ders onları ruhen ve bedenen yorar.
• Ödevlerini itina ile yaparlar. Çok az yazım, noktalama hatası yaparlar.
• Kendi kendilerine kural belirlerler, mesela başlıkları kırmızı ile, alt başlıkları sarı ile yazıyorsa ve kazara alt başlığı kırmızı ile yazmış ise mutlaka o sayfayı yırtıp yeniden yazmayı göze alabilir. İşitsel Öğrenenlerin Özellikleri
• İşitseller, küçük yaşlarda kendi kendilerine konuşarak oynarlar. Çok konuşkandırlar.
• İşitsel çocuklar yaşlarına göre daha kapsamlı cümleler kurabilirler, kelime daracıkları geniştir.Okul öncesinde kendilerine söylenen cümleleri rahatlıkla tekrarlayabilirler.
• Okul öncesinde konuşmalarında bir ahenk ve melodi vardır.
• Ses ve müziğe duyarlıdırlar.
• Sohbet etmeyi, birileri ile çalışmayı severler.
• Genellikle ahenkli ve güzel konuşurlar.
• İşittiklerini daha iyi anlarlar.Daha çok konuşarak, tartışarak öğrenirler.
• Bir kelimenin yazılışını hatırlamak için sesli kelimeyi tekrar ederler ya da etmeleri önerilir.
• Grup ve ikili çalışmalarda konuşma ve dinleme olanakları olduğu için iyi öğrenirler.
• Bilgi alırken dinlemeyi, okumaya tercih ederler. Olay ve kavramları birinin anlatması ile daha iyi anlarlar.
• Hatırlamak istediklerini, birisi kendilerine anlatıyor ya da söylüyormuş gibi işiterek hatırlarlar.
• Sınıf içersindeki sesten çok rahatsız olurlar. Gürültülü bir sınıfta öğretmenin anlattıklarını takip etmekte zorlanırlar.
• Yabancı dil öğrenmeye yatkın; özellikle konuşma ve dinleme becerileri çok iyidir.
• Problem çözerken sesli düşünmelerine izin verilmelidir. Bu problemde verilen ve isteneni kavramak için gereklidir.
• Sese duyarlılıkları müzikte de kendini gösterir ve okul şarkılarını kolaylıkla öğrenebilirler. Küçük yaşta pek çok şarkıyı baştan sonuna kadar sadece dinleyerek ve tekrar ederek öğrenebilirler. Kinestetik Öğrenenlerin Özellikleri
• Dokunmayı, dokunulmayı severler. Bu iletişimin ve sevginin dışa yansımasıdır.
• Oldukça hareketli olurlar. Sürekli hareket halindedirler.
• Kas belleğine sahip oldukları için ancak yaparak algılayabilirler.
• Tahta-tebeşir-anlatım ders işleme sisteminden en az yararlananlar onlardır.
• Dünyayı adeta vücutları ile hissederler ve o dünyayı anlamak için de tüm vücutlarını kullanırlar.
• Öğrenebilmeleri için mutlaka ellerini kullanacakları, yaparak-yaşayarak öğrenme tekniklerinin uygulanması gerekir. Sınıf yerine okul bahçesi veya laboratuarda dokunarak, ellerini kullanarak olayların içinde yaşayarak çok daha iyi öğrenirler.
• Eşyalarının düzensiz ve karışık olmasından, hiç rahatsız olmazlar. Düzen onlar için önemsiz bir ayrıntıdır.
• Evlerin dışında oynarlarsa taşlar, topraklar, duvarlar, kayalar, ağaçlar ile sarmaş dolaştırlar. Adeta onlarla bütünleşmeye çalışırlar.
• Tertemiz bir kıyafetle evden çıkarlar. Geri döndüklerinde sökülmüş, pantolonları, etekleri yırtılmış, düğmeleri kopmuş, dizleri sıyrılmış, üstleri toz toprak, çamur ve büyük ihtimalle de sırılsıklam ter içinde geri dönerler.
• Duygularını konuşmayı severler.
• Laboratuar ortamında başarılıdırlar.

Kaynak : http://egitim.milliyet.com.tr
Dikkat Eksikliği ve Öğrenme Bozukluğu

Dikkat eksikliği ve öğrenme bozukluğu konularına girmeden önce çocuğun gelişim evrelerini gözden geçirmekte fayda var.
• Fiziksel sağlık ve motor gelişim
• Sosyal ve duygusal büyüme
• Öğrenme konularındaki yaklaşımlar
• Dil gelişimi
• Biliş (düşünme becerileri) ve genel bilgiler Bazı çocukların gelişim evreleri normal seyrinde gitmez, bunların nedenlerine bakmamız gerekir.
• Ailede rastlanan yavaş gelişim kalıpları. Ailede ergenlik gecikmesi vakaları
• Çocuğun gelişim saatini kaçınılmazlıkla geri alan erken doğum
• Yaşamın ilk aylarında yaşanan fiziksel ve duygusal sorunlar
• Astım ya da böbrek hastalığı gibi kronik rahatsızlıklar
• Gelişim açısından olgunlaşmamış çocuklar
• Sosyal gelişimin gecikmesi iletişim güçlüğü çekilmesi
• Olgunlaşmamış beden hareketleri kaymak, sıçramak gibi büyük kas hareketlerini denetleyememek. Kalem tutmak, tebeşir kullanmak gibi küçük kas hareketlerindeki yetersizlik
• Belirli faaliyetlerde gereksiz olan uzuvların kullanılması
• Dil gelişiminin gecikmesi
• Dikkat süresinin çok kısa olması özellikle grup içinde dikkatin dağılması
• Göz ve el koordinasyonundaki güçlük
• Ev ödevlerini yapmada isteksizlik ve güçlük
• Kronolojik yaş problemi,kış ve yaz aylarında doğan çocukların farklı başarı durumları Dikkat Eksikliği Neden Olur?
Her yıl daha çok çocuğa dikkat eksikliği teşhisi konmaktadır.Sorunları öğrenme bozukluğu kategorisine konacak kadar şiddetlidir. Bu çocukların bazılarında kontrol dışı aşırı hareket ve saldırganlık görülmektedir. Doğum öncesinde maruz kalınan toksinler, ilaçlar önemli dikkat eksikliğine yol açar. Genellikle 3 yaş civarında farkedilmeye başlar. Problemin olası nedeni, söz konusu beyin alanları arasındaki bağlantıları güçlendiren belli kimyasal maddelerin yetersizliğidir. Böyle çocukların çoğu parlak zekalı ve yaratıcıdırlar. Bunların 1/3’ü ergenlik çağında kayda değer düzelme gösterir.Böyle durumlarda yapılacak en önemli iş uzmanla işbirliği yapmaktır. Ayrıca ev ve okul ortamında fazla otoriter ya da hoşgörülü olmak sorunu daha da fazlalaştırır. Bu konuda dikkat edilmesi gerekli olan noktalar şunlardır: • Davranışsal olgunluk konusunda sıkı fakat makul kurallar geliştirmek
• Yetişkinlerin çocuklarla konuşmaya, kuralları açıklamaya ve onları sabırla dinlemeye zaman ayırması.
• Kişisel düzen,sabır ve problem çözme konularında model oluşturmak
• Çocukların özdenetim ve başarıya yönelik çabalarını desteklemek
• Kötü davranışları değil iyi davranışları ilgi ile ödüllendirmek
• Çocuklara içten ilgi göstererek sevildiklerini hissettirmek
• Disiplin için fiziksel yöntemlere değil, sözcüklere başvurmak
• Başarı konusunda gerçekçi hedefleri seçmelerine yardımcı olmak Çocuklar kendi istekleri ile başarısız olmazlar, bu sebepleri iyice gözden geçirmek gerekir.Çocuklar öğrenme konularında doğal bir motivasyona sahiptirler.Doğal olarak en iyi öğrendikleri şey onlar için bir anlam taşımaktadır.Özellikle okula başlama yaşının üzerinde çok iyi durulması gerekmektedir. Bir sınıfta ayrı yaş grubundan öğrenciler olduğu zaman öğrenme ile ilgili olarak daha çok problem ortaya çıkmaktadır. Özellikle 1 yaş erken başlayan çocuk el kaslarının çalışması ile ilgili problem yaşayabilir. Bu da motivasyonu düşürdüğü gibi öğrenme hızını da ketler.Sınıf öğretmeni de aynı şekilde farklı problemlerle uğraşmak durumundadır. Öğretmenlerde Başarıyı Artıran Etmenler
• Çocuktan olumlu bir beklenti içinde olmak
• Ödev ve çalışmaların sık denetimi
• Net ifade kullanmak
• Esnek olabilmek
• Adil olmak
• Varlığını her an hissettirebilmek
• Sıcak ilişkiler içinde olmak
• Öğrencilerin sorunlarına yanıt bulmaya çalışmak
• Derste ne olup biteceğinin önceden bilinmesi
• Sabırlı ve kesin kararlı olmak
• Bir davranış sorunu çıktığında çözüm yöntemlerini bilmek
• Farklı öğrencileri dışlamamak
• Farklı öğrenciler ile çalışmaya istekli olmak
• Uzman kişilerle işbirliğine açık ve istekli olmak
• Kendine güven ve işini severek yapmak Ezber Gerekirse
• Hatırlatıcı resim ve şemalar kullanmak anlamlı kısaltmalar üretebilmek
• Ezberlenecek metni parçalara bölüp oyunlaştırmak Öğretirken
• Konunun ana bölümlerini mutlaka çıkartın
• Ders süresince kısa gevşeme araları koyun
• Dramatizasyonlardan yararlanın
• Yönerge okumayı öğretin
• Sözle tarif etmek yerine hareketlerle gösterin
• Dersten ne anladıklarını belirleyin
• Ders bitimine bir gözden geçirme zamanı ayırın
• Ders notlarını tekrar tekrar gözden geçirmelerini sağlayın

Kaynak : http://egitim.milliyet.com.tr
Meslek seçerken nelere dikkat etmeliyiz?

Bir mesleği seçmeden önce kendimizi iyi tanımamız gerekiyor. İlgi, kabiliyet ve beklentilerimizi netleştirmeliyiz. Sevmediğimiz bir alanı sırf parası iyi diye tercih etmek bizi mutlu etmeyecektir.

Hayatımızın en önemli kararlarından biri meslek seçimimizdir. Seçtiğimiz meslek hayatımız boyunca bizimle beraberdir. Onu nereye gidersek gidelim hep yanımızda taşırız. Doktor olduğunuzda bu sadece hastanede yaptığınız bir meslek değildir artık. Gittiğiniz her yerde “doktor bey/hanım gelmiş!” diye ağırlanırsınız. Gittiğiniz yerlerin birçoğunda “Ya benim de şuramda çok fena bir ağrım var bir bakabilir misiniz?” gibilerinden sorularla mesleğiniz hayatınızın her yerine girer. Bir bilgisayarcı olduysanız mutlaka gittiğiniz yerlerde formatlanması gereken veya arızası olan bir bilgisayardan size şikayetler gelir ve onu düzeltmenizi talep ederler yakınlarınız. Tabii bu şikayet edilecek bir durum değil. Çünkü insanların siz neyi iyi biliyorsanız o konuda sizden yardım talep etmeleri kadar doğal bir şey de yoktur.

Bu örnekler daha da arttırılabilir. Burada anlatmak istenilen seçilen mesleğin hayatınızın her noktasını etkileyecek olmasıdır. İşte bundan dolayıdır ki seçeceğiniz meslek hayatınızın en önemli kararlarından biridir. Meslek seçimi bu kadar önemli iken gençlerin çoğu bu seçimi ya popülerliğe göre ya da tercih esnasında bir anlık kararına göre yapıyor olması sonuçları itibarı ile çok sakıncalı bir durumdur.

Hangi mesleği seçmem gerekir?

Bu sorunun cevabını vermeden önce kendimizi tanımakla işe başlamamız gerekir. Kendimizi kişisel özelliklerimiz ve beklentilerimiz konusunda iyi tanımlamamız bu konuda atılacak ilk adımdır. İkinci adımda ise seçmeyi düşündüğümüz mesleklerin artısıyla eksisiyle iyi tanımlanması gerekir. Bu iki adım sağlıklı bir şekilde yapıldıktan sonra geriye, her ikisinin kesişim noktalarını belirlemek ve kendi isteğinizi de işin içine katarak tercihleri ona göre yapmak kalıyor. Yani kendi ilgi ve yeteneklerinize uygun aynı zamanda çalışma şekli ve koşulları sizin istediğiniz gibi olan meslek sizin için ideal olan meslektir.

Bu aşamalarda en fazla yapılan hata popülaritenin etkisi altında kalmak şeklinde karşımıza çıkıyor. Yukarıda belirttiğimiz aşamalar gerçekleştirilirken kişiler popülaritenin etkisinden kurtulamayabiliyorlar. Belirtilen aşamaların sağlıklı ilerleyebilmesi için tercih konusunda aşağıda belirtilen adımlar izlenmelidir.

1. İlgilerim hangi doğrultuda? Neleri yapmaktan hoşlanıyorum?

Kişi, ilgi duyduğu ve hoşlandığı şeyleri severek yapar. Bireyin ilgi duymadığı bir faaliyete sırf çok para kazandırıyor veya çok popüler bir meslek diye yönelmesi hem mesleki doyumunu, hem de başarısını olumsuz etkileyecektir.

Örneğin sosyal yönü ve insani ilişkileri çok güçlü olan bir kişi sözel tercihler yaparak başarılı bir öğretmen, psikolog, avukat olabilecekken sırf popülariteden dolayı saatlerce masa başında çalışmayı gerektiren bilgisayar mühendisliğini tercih ederse bu mesleki olarak mutsuzluğu da beraberinde getirebilir. Birçok öğrenci bilgisayar oyunlarından veya bilgisayar başında vakit geçirmekten hoşlandıkları için bilgisayar mühendisliğini tercih edebiliyor. Bölümü kazandıklarında ise ne kadar farklı şeylerle uğraştıklarını görünce hayal kırıklığına uğrayabiliyorlar. Yani bilgisayar başında zaman geçirmeyi sevmekten dolayı bu bölüm tercih edilmez. Bilgisayar mühendisliğini tercih etmek için bilgisayar yazılımlarına ilgi duymak, onun yapısı ve işleyişi ile ilgili her şeye çok ciddi ilgi duymak gerekir.

Bu konuda bir örnek daha verelim. Bir öğrencim tıp fakültesi okumak istediğini söyledi. Tıp okuyup ondan sonra da uzmanlığını çocuk üzerine yapıp çocuk doktoru olmak istediğini söyledi. Ben de kendisine hemen sordum.

“Neden çocuk doktoru olmak istiyorsun?” diye.

Cevap çok ilginçti.

“Hocam ben çocukları çok seviyorum. Onlarla beraber zaman geçirmek bana çok keyif veriyor.” dedi.

Ben de kendisine,

“Çocuklarla zaman geçirmeyi seviyorsan neden sınıf öğretmeni veya anaokulu öğretmenliği düşünmüyorsun?” dediğimde şaşırdı ve ‘ne alakası var şimdi’ der gibi bana baktı. Ben de devam ettim:

“Şaşırmana gerek yok. Ben sana ‘neden çocuk doktoru olmak istiyorsun?’ diye sordum ve sen bana çocukları sevdiğim için diyorsun. Çocukları sevdiğin için doktor olunmaz. Tıp mesleğini ve doktorluğu sevdiğin için doktor olunur. Daha sonra da çocukları sevdiğin için ihtisasını çocuk üzerine yaparsın. Ama unutma ki çocuk doktoru olduğunda cıvıl cıvıl çocuklarla değil her türlü hastalıklarla ve onları iyileştirme ile uğraşacaksın. Anladığım kadarı ile senin şu andaki çocuk sevgin bu cıvıl cıvıl koşan çocuklar. Bundan dolayı ben sana öğretmenlik bu sebepten daha iyi bir tercih olur dedim. Yok eğer sevgin önce doktorluğa ve insanlığa yardıma ve daha sonra çocuklara ise o zaman doğru tercih senin için tıp olacaktır.”

İlgi alanlarımızı doğru belirlemeli ve bu konuya bilgilenerek bakabilmemiz gerekir. Gerçekçi algılamalar isabetli tercihi beraberinde getirir. İlgi duyduğumuz alanlardaki meslekleri araştırmalı ve o mesleği yapanlardan bilgi edinmeliyiz. Kişilerin iyi yapabildiği şeylerden hoşlanma eğilimleri vardır. İlgi duyduğumuz alanlar, çoğunlukla yetenekli olduğumuz alanlardır. Burada önemli olan konu kişinin ilgilerini olduğu gibi yeteneklerini de iyi tanımlamasıdır.

2. Yeteneklerim ne yönde? Neleri iyi yapabilirim?

Yetenek, kişinin belli konulara olan kabiliyeti, onu yapabilme gücüdür. Yetenek meslekteki başarıyı etkileyen en önemli etkenlerden biridir. Seçtiği mesleğin gerektirdiği azami yetenek düzeyine sahip olmayan bireyin o meslekte başarılı olması oldukça zordur. Örneğin, el becerisi çok zayıf olan birisinin diş hekimi veya cerrah olmak istemesi veya konuşma konusunda problemleri olan birisinin avukat olmak istemesi onun başarısız bir mesleki hayat geçirmesine sebep olacaktır.

Sahip olduğu yeteneklerinin kapasitesinin altında bir yetenek düzeyi gerektiren mesleğe yönelen bireyin meslekte doyum sağlaması da mümkün olmayacaktır. Örneğin, bilgisayar becerisi çok yüksek olan birisinin bir bankada gişe memuru olması onu mesleki olarak tatmin edemez.

Bundan dolayı kendi ilgilerimizi tanımamız gerektiği gibi yeteneklerimizin sınırlarını da ölçmemiz gerekir.

Okulun en iyi öğrencileri arasında olan bir öğrenciyi çevresi hep doktor ve mühendislik mesleklerine yönlendiriyordu. Öğrenci belli bir zaman bu telkinlerin etkisinde kaldı. Ama sonra sözel derslerinin sayısal derslere oranla (Sözele daha az, sayısala daha çok çalıştığı halde) daha iyi olduğunu farketti. öğrenci sözel-eşit ağırlık alanında sınava girmeye karar vererek daha somut bir hedefe kilitlendi.

Yeteneklerimizi tanımlarken önce sayısal-sözel olarak tanımlanmalıyız. Daha sonra da mesela sayısal ama hangi alanlar bana daha uygun diye genelden özele doğru gidilmelidir. Yeteneklerimizi tanımak istiyorsak çevreden sık sık geri bildirimler almalıyız. Çevremizdeki insanlar bizleri daha objektif algılarlar. Öğretmenlerinizden, sözüne güvendiğiniz yakınlarınızdan ve arkadaşlarınızdan kendinizle ilgili geri bildirimler alın. Bu kendinizi daha iyi tanımlamak için çok işe yarayacaktır.

3. Ne istiyorum? Meslekî beklentilerim neler?

Yetenek ve ilgilerin tanımlanmasının ardından bireyin meslekteki beklentilerini tanımlaması gerekir. Bireyin meslekte nelere önem verdiğini, mesleki faaliyetin sonunda elde etmek istediği olanakların neler olduğu önemli bir konudur. Kazanç düzeyi, yaratıcılığı kullanma, liderlik, yeteneğini kullanma, işbirliği, ün sahibi olma, sosyal statü, düzenli yaşam ve değişiklik gibi konuların hangisinin onun için önemli olduğunu kişi tanımlamalıdır.

Mesleki beklenti, ilgi ve yeteneklerle uyuşursa başarılı bir mesleki yaşam sizi bekliyor demektir. Ama burada tekrar belirtmeden geçemeyeceğim önemli bir hususu belirtmek isterim. Mesleki beklentiler popülaritenin ve maddi kazancın gölgesinde oluşturulursa hata yapma olasılığınız çok artar. Mesleki beklentilerinizi bu iki düşmanın gölgesinden kurtarın.

Türkiye’de mesleklerin durumu

Türkiye’de mesleklerin durumuna şöyle bir göz atacak olursak şunları söyleyebiliriz. Bazı meslekler diğerlerine göre daha çok kazandıran meslek grubu olarak algılanırlar (endüstri, bilgisayar ve elektronik mühendislikleri ve tıp fakülteleri gibi) ama şu gerçek unutulmamalıdır; hangi meslek olursa olsun o meslekte çok iyi olursanız hem statü bakımından hem de mesleki kazanç bakımından çok kazançlı görünen mesleklerden daha fazlasını kazanabilir ve mesleki olarak kendinizi çok daha iyi hissedebilirsiniz.

Önemli olan yaptığınız işi iyi yapmaktır. Üniversite mezunu işsizlere baktığınızda ya mezun fazlası veren ziraat mühendisliği gibi bir bölümden mezun olduğunu ya da işletme-iktisat gibi kendisini geliştirmenin çok önemli olduğu bir mesleği tercih edip okuduğunu ama okurken kendisini mesleki açıdan ve yabancı dil açısından geliştirmediği görülür.

Her mesleğin bir gereği vardır ve onu yerine getirirseniz işsiz kalmazsınız. Biraz önce bahsettiğimiz gibi eğer siz işletme okuyacaksanız, bu alan rekabetin yoğun olduğu ve çok fazla mezun veren bir alan olduğu için mezun olduğunuzda en iyilerden biri olmalısınız. Aksi halde işsiz kalabilirsiniz. Eğitim fakültelerinde okuyanların işsiz kalmaları çok daha azdır. Çünkü Türkiye genç ve gelişen bir nüfusa sahip olduğundan öğretmen açığı her zaman olacaktır.

İyi bir iş için gerekenler nelerdir?

Özellikle mühendislik fakültesi okuyacak olanların da dikkat etmesi gereken şeyler vardır. Mühendis olup iyi bir iş bulabilmek için;

İyi bir üniversiteden mezun olmak

İyi derecede İngilizce bilmek

Mesleği ile ilgili bilgisayar bilgisine oldukça hakim olmak gerekir.

Ve bütün bunların yanı sıra tecrübe birikimi de olması gerekir. Genellikle mühendislerin iş bulabilmesi için yukarıdaki üç şart yeterli olur ancak birçok işyeri aynı zamanda 5 yıl, 7 yıl gibi tecrübe şartı koyabiliyor. Bu da mühendislerin ilk mezun olduklarında hemen iş bulabilmesini biraz zorlaştırabiliyor.

Çin dili, İspanyol dili gibi bölümler de alternatif bölümler olarak yükselen bir trende sahip. Çünkü dünya ekonomisinin önemli bir bölümü bugün Çin üzerinden dönüyor ve siz Çin diline hakim olursanız dünyanın beşte biri ile anlaşabilecek duruma gelirsiniz. Aynı durum İspanyolca için de geçerli. Dünyada birçok ülkenin resmi dili İspanyolcadır. Alternatif olarak düşünüldüğünde bu bölümler trendi yükselen ve ticari anlamda başkalarının girmediği yollara girmenize yardımcı olabilir.

Fen-edebiyat fakülteleri kanımca Türkiye’de kıymeti tam anlaşılamamış bölümlerin başında geliyor. Gelişmiş ülkelerde bilim adamı yetiştirdiği için çok önem verilen bu fakülteler, ülkemizde sanıyorum bilim adamı olma hayali olan genç sayısının azlığından ve/veya bu fakültelerin öneminin tam anlaşılmamasından olması gereken yerde değildirler. Bilim üretmek isteyen ve dünyaya açılmak isteyen idealist öğrencilerin tercih edecekleri en isabetli yerlerden biri fen edebiyat fakülteleridir.


Kaynak : http://ailem.zaman.com.tr/?bl=23&hn=4777
Sınav Taktikleri

SAYISALDAN HAZIRLANANLAR

a) Sayısaldan Hazırlanıp Sayısal Tercihi Yapacaklar

- Sınava sayısal bölümün matematik dersinden başlayın. Sonrada fen bilimleri sorularını çözün. Çünkü matematik sorularının puan getirisi fen bilimlerine göre daha çoktur.

- Sayısal bölüm bittiğinde sözelden Türkçe dersinden başlayın, sonrada sosyal bilimler sorularını çözün. Çünkü Türkçe dersinin puan getirisi sosyal bilimler sorularından daha çoktur.

b) Hem Sayısal Hem de Eşit Ağırlık Tercihi Yapacaklar

- Sınava sayısal bölümün matematik dersinden başlayın. Sonrada fen bilimleri sorularını çözün. Çünkü matematik sorularının puan getirisi fen bilimlerine göre daha çoktur.

- Sayısal bölüm sorularını çözdükten sonra sözel bölümden önceliği Türkçe dersine vermelisiniz. Çünkü siz hem sayısal alandan hem de eşit ağırlıklı alandan tercih yapacaksınız. Eşit ağırlıklı alandan tercih yapacak adaylar için Türkçe dersinin puan getirisi tarih, coğrafya ve felsefe derslerinden daha fazladır.

c) Hem Sayısal Hem de Sözel Tercihi Yapacaklar

- Tercihlerinizin hem sayısal hem de sözel alandan olması nedeniyle diğer adaylara göre dezavantajınız var. Onun için tercihlerinizi bir kez daha gözden geçirerek tek alana toplamaya çalışın.

 

EŞİT AĞIRLIKTAN HAZIRLANANLAR

a) Eşit Ağırlıktan Hazırlanıp Eşit Ağırlık Tercihi Yapacaklar

- Öncelikle matematik dersinin sorularını çözmelisiniz. Çünkü diğer derslere göre bu dersin puan getirisi sizin için daha fazladır.

- Matematik dersinden sonra Türkçe sorularını çözün.

- Türkçe dersinin sorularını çözdükten sonra sosyal bilimler sorularını çözün.

- Sosyal bilimler sorularını çözdükten sonra fen bilimlerinden en iyi bildiğiniz derslerden başlayarak çözmeniz size zaman ve puan kazanmanız açısından faydalı olur.

b) Hem Eşit Ağırlık Hem de Sözel Tercihi Yapacaklar

- Öncelikle matematik dersinin sorularını çözmelisiniz. Çünkü diğer derslere göre bu dersin puan getirisi sizin için daha fazladır.

- Matematik dersinden sonra Türkçe sorularını çözün.

- Türkçe dersinin sorularını çözdükten sonra sosyal bilimler sorularını çözün.

- Sosyal bilimler sorularını çözdükten sonra kalan sürenizi fen bilimlerinden en iyi bildiğiniz derslerden başlayarak zorlandığınız derslere göre çözmeniz size zaman ve puan kazanmanız açısından faydalı olacaktır.

c) Hem Eşit Ağırlık Hem de Sayısal Tercihi Yapacaklar

- Öncelikle matematik dersinin sorularını çözmelisiniz. Çünkü diğer derslere göre bu dersin puan getirisi sizin için daha fazladır.

- Matematik sorularının çözdükten sonra Türkçe sorularını çözün.

- Türkçe dersinin sorularını çözdükten sonra size sosyal bilimlere göre daha fazla puan getirecek fen bilimleri sorularını çözün.

- Kalan sürede sosyal bilimler derslerinin sorularından çözerek daha fazla puan alabilirsiniz.

 

SÖZELDEN HAZIRLANANLAR

a) Sözelden Hazırlanıp Sözel Tercihi Yapacaklar

- Öncelikle Türkçe dersinin sorularını çözmelisiniz. Çünkü diğer derslere göre bu dersin puan getirisi sizin için daha fazladır.

- Türkçe dersinden sonra sosyal bilimler sorularını çözün.

- Sosyal bilimler sorularını çözdükten sonra matematik sorularını çözün

- Matematik sorularını çözdükten sonra fen bilimlerinden en iyi bildiğiniz derslerden başlayarak zorlandığınız derslere göre çözmeniz size, zaman ve puan kazanmanız açısından faydalı olur.

 

b) Hem Sözel Hem de Eşit Ağırlıklı Alandan Tercih Yapacaklar

- Öncelikle Türkçe dersinin sorularını çözmelisiniz. Çünkü diğer derslere göre bu dersin puan getirisi sizin için daha fazladır.

- Türkçe dersinden sonra sosyal bilimler sorularını çözün.

- Sosyal bilimler sorularını çözdükten sonra matematik sorularını çözün

- Matematik sorularını çözdükten sonra fen bilimlerinden en iyi bildiğiniz derslerden başlayarak zorlandığınız derslere göre çözmeniz size, zaman ve puan kazanmanız açısından faydalı olur.

c) Hem Sözel Hem de Sayısal Tercihi Yapacaklar

- Tercihlerinizin hem sayısal hem de sözel alandan olması nedeniyle diğer adaylara göre dezavantajınız var. Onun için tercihlerinizi bir kez daha gözden geçirerek tek alana toplamaya çalışın.

 

YABANCI DİLDEN HAZIRLANANLAR

a) Yabancı Dil Tercihi Yapacaksanız

- ÖSS'de öncelikle sözel bölümün Türkçe dersinin sorularını çözerek başlayın. Daha sonra sosyal bilimler sorularını çözün.

- Sadece Dil Puanına göre tercih yapacak adaylar için sayısal bölümün puan getirisi yoktur. Onun için sayısal bölüm sorularını çözmeyiniz.

b) Hem Yabancı Dil Hem de Sözel Tercihi Yapacaklar

- Sınava sözel bölümün Türkçe dersinin sorularını çözerek başlayın. Daha sonra sosyal   bilimler sorularını çözün.

- Sadece Dil Puanına göre tercih yapacak adaylar için sayısal bölümün puan getirisi yoktur. Fakat Sözel alandan da tercih yapacağınızdan dolayı ÖSS'de sayısal bölüm sorularını da çözmelisiniz.

- Sayısal bölümde önceliği matematik dersine verin. Kalan sürede fen bilimleri sorularını çözmeniz size puan kazandıracaktır.

c) Hem Yabancı Dil Hem de Eşit Ağırlık Tercihi Yapacaklar

- ÖSS'de öncelikle sözel bölümün Türkçe dersinin sorularını çözerek başlayın. Daha sonra matematik sorularını çözün.

- Eşit ağırlık alanından da tercih yapacağınızdan dolayı Türkçe ve matematik sorularını çözdükten sonra sırasıyla sosyal bilimler ve fen bilimleri sorularını çözmelisiniz.

d) Hem Yabancı Dil Hem de Sayısal Tercihi Yapacaklar

- Tercihlerinizin hem Yabancı Dil hem de sayısal alandan olması nedeniyle diğer adaylara göre dezavantajınız var. Onun için tercihlerinizi bir kez daha gözden geçirerek tek alana toplamaya çalışın.



Kaynak : http://ailem.zaman.com.tr/?bl=23&hn=4777
Alan Seçimi Niçin Önemlidir?

Lisede size en uygun alana yönelmek, başarılı bir ortaöğrenime, başarılı bir ortaöğrenim de sizleri en uygun yükseköğretim programına bu da sizleri daha güvenli bir geleceğe taşıyacaktır.

Gençler geleceklerini ve kariyerlerini planlamada ilk adımı bir mesleğe yönelme kararını vererek oluşturuyorlar. Amaç gençlerin psikolojik, bedensel gelişimi ve eğitimdeki başarılarının gözönüne alınarak kendileri en uygun mesleki kararı oluşturmalarıdır. Liselerde gençlerin belirli alanlarda branşlaşması ve çağın gereklerine göre alanında derin bilgiye sahip olmaları ve diğer temel bilgileri de edinmiş olarak yetişmesi hedeflenmektedir. Son olarak uygulamaya konan sistem ise Alan Seçimine dayalı lise sistemidir. Bu sistemin uygulanmasından sonra Öğrenci Seçme Sınavı da (ÖSS) tek aşamalı olarak uygulanmaya başlamıştır.

Her iki sistem birbiri ile ilişkilendirilerek öğrencilerin Lise 1. sınıfta yapacakları seçim önemli hale gelmiştir. Çünkü;

  1. Lise 1. sınıfın sonunda seçilecek alan, öğrencilerin ÖSS’de yapacakları tercihlerde etkili olacaktır.
  2. Lisede elde ettikleri başarı puanları Ağırlıklı Ortaöğretim Başarı Puanı olarak ÖSS puanlarına eklenecek ve sınav başarılarına etki edecektir.
  3. ÖSS’de Alan ve alan dışı tercihlerde AOBP’nin (Ağırlıklı Ortaöğretim Başarı puanı) çarpılacağı katsayı farklı olacağı için seçeceğiniz alanın istediğiniz tüm meslekleri kapsamasına özen göstermek gerekecektir.
  4. ÖSS (Öğrenci Seçme Sınavı) her yıl yaklaşık bir buçuk milyon öğrencinin girdiği bir sınavdır ve bu sınavda başarılı olmanın ilk koşulu, nasıl bir sınavla karşılaşılacağını bilmekten geçiyor. Sınava hem bilgi hem de davranış bakımından hazırlanmak gerekiyor.
  5. Özetle ülkemizde Yükseköğrenim görme isteği oldukça yüksek bu yönde eğitim almak isteyen gençler Lise 1. sınıftan itibaren şunları dikkate alarak çalışma yapmalılar.
  6. Lisede gördüğünüz Alan Seçimi sistemini tanıyarak nasıl çalışmanız ve nerede, hangi alanda başarılı olmanız gerektiği konusundaki kararınızı doğru vermeniz gerekiyor.
  7. Okulunuzdaki not ortalamanızı yüksek tutarak seçim yapacağınız alan alternatifini genişletebilir, ortaöğretim başarı puanınızı yüksek tutabilir ve ÖSS konularını kapsayan çoğunlukla lise 1 konularını iyi öğrenmiş olursunuz.
  8. Mesleki yönelim aşamasında kendi ilgi, yetenek ve gereksinimlerinizi iyi tanımanız ve ne olabileceğinize, ne olmak istediğinize karar vermek durumundasınız. Bu konularda ihtiyaç duyacağınız bilgiler de bu kitapçıkta sizlere verilmektedir.
  9. Lise sonda gireceğiniz ÖSS’nin (Öğrenci Seçme Sınavı) sizlerden ne tür bilgi beceriler istediğini bilmeniz, bu sınavda başarılı olmak için neler yapmanız gerektiği konusunda hazırlıklı olmanız; hem bilgi bakımından hem de psikolojik açıdan (düşünsel, duygusal, davranışsal) hazırlanmayı hedeflemeniz gerekmektedir.

Alan Seçimi Yarınlara Yapılan Bir Yatırımdır

Biliyor musunuz? Panasonic, Technics, National’in yaratıcısı Matsushita Elektronic şirketinin kaç yıllık plan ve stratejisi vardır. İnanılması güç ama tam 250 yıllık. 1932 yılında 14 yıllık şirketken geleceğe yönelik 250 yıllık bir stratejik plan ile yola çıkılmış ve 1982 yılında bu planın 50 yıllık bölümünün başarı ile tamamlandığı açıklanmıştır. Evet dünyanın en büyük şirketlerinin ve büyük ölçüde geleceği daha garanti görünenlerin bile görüyorsunuz bir stratejileri ve planları var. Peki siz nasıl bir planla yola çıkacaksınız?


Kaynak : http://www.rehberliksitesi.com/rehberlik/goster.asp?ID=146